Güzele Talip Olmak
Spora başladım.
Her yanım sızım sızım, eğilmek bile acılar içinde kıvranmak demek.
Ama spor bana hiç beklemediğim bir yerden bir ders verdi. Aydınlandım.
Kilo vermek için grup derslerine katılıyorum. Hep birlikte egzersiz yapıyoruz. Hoca ne derse harfiyen uyguluyoruz. Bütün spor hocaları böyle midir bilmiyorum ama bizimki şınavları çektirirken “yağları da çektirmeyi” ihmal ettirmiyor!
“Baksana bana, nasıl da iyiyim; nasıl da parlak tenliyim,” gibi imalı cümleler kuruyor. Biz de mecburen,
“Evet hocam, cildiniz ışıl ışıl, bedeniniz taş gibi, enerjiniz şahane,” diyoruz hep bir ağızdan.
Hakikaten kadın fit, güzel, bakımlı. Ama yani bir manken de değil sonuçta. Yine de spor konusunda bizden bilgili, tecrübeli, motive edici. Biz ondan aldığımız verim arttsın bizimle daha çok ilgilensin diye övgüsünü eksik etmiyoruz, o da bundan besleniyor ışıl ışıl gülümsüyor.
Ama sonra şunu fark ettim:
Biri karşımızda olduğunda, inanmasak bile, içimizden gelmese bile güzel sözler sarf etmekten kaçınmıyoruz. Samimi olmasa da iltifat ediyoruz. Yani saçma bir şekilde bu konuda yalana çok müsaitiz.
Ama konu Allah’a gelince…
Orada “içten gelmeli” diye bir bahaneye sarılıyoruz. Şahsen ben öyleyim, dua etmek gelmiyor mu içimden? O zaman etmeyeyim. Kur’an okumak istemiyor muyum? Zorlamayayım.
Her şey doğal olsun, içten olsun… Yoksa hiç olmasın!
Ne büyük salaklık!
Ne büyük saçmalık!
Dünyadaki kıçı kırık bir insan beni sevsin diye şekilden şekile girerken, Rabbime karşı bu kadar mı tembelim? Şu mahlukat-ı insana gösterdiğim emeği, Allah’a gösteremeyecek miyim? Benim Allahım övülmeye değer değil mi?
İşte bu ilk farkındalıktı bitti mi bitmediiii
Şınav pozisyonundaydım.
Biraz secdeye benzer ya hani…
Yere doğru eğilirken, yüzüm sıkıntıyla pancar gibi oldu. Kan beynime sıçradı. Ve o anda düşündüm:
“Namaz ne kadar kolay bir ibadetmiş.”
Bakın şimdi: Hoca kaç tekrar yap derse desin sorgulamadan yapıyoruz. Halden hale giriyoruz, sürüngen gibi sürünüyor, maymun gibi tırmanıyor, kanguru gibi zıplıyoruz. Yorulsak da devam ediyoruz. Çünkü sonucunu görmek istiyoruz. Sabrediyoruz katlanıyoruz. Niçin? Ah şu kilolar gitse de güzelleşsem, hafiflesem diye, ya da sağlık denen bir ihtimal için
Peki bu azmi, bu kararlılığı namaz için versem?
Hayatımda neler değişirdi?
Namaz kılmıyor değilim… Ama bazen özellikle sünnetler, ilk vazgeçtiklerimden oluyor.
İşte o an dedim ki:
“Artık vazgeçmeyeceğim.”
Düşünsenize…
Bu dünyada azıcık daha zayıf olmak için saçma sapan pozisyonlarda debeleniyorum.
E ahiretteki huzur, kolaylık, sonsuzluk için neden bu kadar üşeniyorum
Dank etti artık kafama.
Artık iştirakle kılıyorum sünnetleri. Ve aklıma geldikçe övüyorum rabbimin güzelliklerini.

Yorumlar
Yorum Gönder